* Asi, kurgusu, konusu, hatta dokusu ile çok ilginç bir kitap. Üstelik bizde pek denenmemiş fantastik kurgu türünde bir roman.
Yeni kitabı çıkaran bir yazara eski kitabı hakkında soru sormak hoş değil ama ben yine de merak ediyorum. "Metal Fırtına"yı yazmak için gerçekten CIA'den, Amerika'dan
filan para aldınız mı?
Orkun Uçar: Yahu ben daha yayınevinden bile doğru dürüst para almadım. Nisan 15'inde alacağız. Nerede kaldı Amerika!
* Peki bu tartışma neden bu kadar büyüdü, bu suçlamalar neden?
OU- İnsanlar belki kendilerini böyle rahatlatmak istiyorlar, tehlikeyi ve gerçeği görmek yerine. 2000 yılında ATV'den kovulunca işsiz güçsüz kaldım. Bir öykü yarışması kazanmıştım, ondan aldığım cesaretle sadece yazarlık yapayım dedim.
Bir yayınevi kurmuştuk ama yürütemedik, kapattık. Baktım ki Bağkur'a 4 milyar küsür borcum varmış. Kanal D'de Düello yarışmasının ilanını görünce başvurdum, katıldım ve 6 milyar kazanıp borçlarımı temizledim.
Burak'la tanışmıştık o sırada bana kitabının taslağını gönderdi. Savaş ağırlıklı bir taslaktı. Benim de yazmakta olduğum bir casusluk romanı vardı. İkisini birleştirdik. Savaş, casusluk, entrika dolu, çoksatar tadında bir roman çıktı ortaya.
Hepsi bu... Benim ne politik görüşüm var, ne de birilerine yamanmış bir insanım. Aslında kitabın objektifliği insanı şaşırtıyor. O nedenle Amerikalılar da "Bunu kim yazdı?" diye soruyor, Türkler de "Kim yazdırdı?" diye soruyor.
* Karşı görüşte olanlar, "Bu kitap, Türkiye Amerika'ya karşı direnemez fikrini aşılıyor," diyor. Doğu Perinçek de sizi ajanlıkla suçlamış.
OU: Kitabın yarısını okumuş, konuşuyor. "Metal Fırtına"nın başında bir baskın var. Böyle bir baskına dünyanın en güçlü ordusu bile dayanamaz. Sonra çözüm yolları konusunda girişimlerde bulunuluyor.
Bizim anlatmak istediğimiz; "Eğer rehavete kapılırsak bu topraklar elimizden gider," ana fikriydi. Artık teknolojik bir dünyada yaşıyoruz. Lafla peynir gemisi yürüseydi, Türkiye İngiltere'ye sekiz sıfır yenilmezdi.
Türkiye ile Amerika arasındki soğukluğu biz mi icat ettik? Biz bu kitabı yazdık diye, Amerika Türkiye'ye savaş mı açacak... Tümüyle saçma ve komik.
* "Ben CIA'den para almadım," diyorsun ama belki senden habersiz Burak almıştır.
OU- Burak, bu kitap için binbeş yüz dolarlık işinden vazgeçti.
* Şimdi bu kitapta da öküz altında buzağı aramaya başlayacaklar. Günümüzden beşyüz yıl sonra bir yandan "Yeni Kudüs" kurulurken, diğer taraftan Ergenekon'dan Türkler, kurtlar, Asena filan ortaya çıkıyor. İlginç olan bu kez ikisi aynı tarafta.
OU- Onlar ortak bir düşmana karşı birleşiyor. Oradaki Kudüs siyonizmi anlatmıyor.
* O zaman kurulan kentin adı neden Kudüs?
OU- Kudüs üç büyük tek tanrılı dinin merkezi. Tek tanrılı dinlerin ortak kutsal kentidir.
* Ama diğer taraftan Ergenekon ve Asena muhabbeti var.
OU- Bu kitapta Türk fantastik kurgusu yapmaya karar vermiştim. Türk bilimkurgu yazarlarının çoğu köksüzdür, eserlerinde Türk kültürü kullanmaz. Öykülerinde hep yabancı isim kullanırlar. Türk mitolojisini de değerlendirmezler.
Nedeni şu; Ergenekon'dan bahsedersen hemen ülkücü, faşist diye damgalarlar. Ama Yüzüklerin Efendisi Anglo-sakson mitolojisinden etkilendiği halde kimsenin aklına böyle bir damga vurmak gelmiyor. Ergenekon veya genel olarak Türk mitolojisi, kültürü tek bir kesime ait değildir.
Üstelik bilimkurgu ve fantastik kurgunun gerçek hayata yansıyan yönleri vardır. Bilimkurgu geleceği yazdığı kadar geleceği şekillendirir de. Fantastik kurgu ise hayal gücüdür. Bilimkurguda Türk ismi yoksa, gelecekte yoksun sen... Fantastik kurguda yoksan, hayal gücünde de yoksun. Nerede varsın?
* Hayal gücün gerçekten müthiş. Kitaptaki Derzulya, 500 yıl sonrasında, eski kıtaların parçalanıp, yeniden birleşmesinden oluşan bir kıta. Bu kıtanın tek hakimi Janus isimli bir ölümsüz.
Janus'un asıl adı da John. İngiltere'de silik bir muhasebeciymiş eskiden. Belçikalı başarısız bir şarkıcıyla tanışıyor. Sonra bir Türk baba ve İngiliz annenin oğlu Sarp da katılıyor aralarına. Bu üç adam eski İngiltere'de şeytana tapma ayinlerine katılırken birden kozmik bir güçlü karşılaşıyorlar: "Habis" kötülüğün simgesi.
OU- Kötülük değil de bir ur diyelim. İsmi Habis zaten. Bir ura kötü diyemezsiniz, o kendi doğal işlevini yapıyor.
* Neyse. Garip, kozmik bir güç Habis... Bizim muhasebeci John, Janus adını alarak onun sözcüsü oluyor ve dünyayı ele geçiriyor. Bu Habis ne menem bir şey ki şeytan bile ondan çekiniyor?
OU- Kurguya göre Şeytan da evrenin dokusundan yapıldığı için onunla mücadele edebilecek güçte değil. Ama sonra o da kendi varlığını sürdürebilmek için Tanrı'nın yanında yer lıyor. Habis Derzulya'ya meleklri sokmadığı için, Tanrı'nın yanında savaşmak şeytana düşüyor.
* Tanrı ve şeytan ortak bir düşmana karşı. bu pek görülmüş bir şey değil.
OU- Esasında İslam'da şeytan hala bir melektir ve öyle Allah'a karşı büyük bir gücü yoktur. Hıristiyanlık'ta ona bu kadar büyük bir paye biçiliyor. Derzulya mevzu bahis ise zaten orada pek iyi biri yok. Kötüler ile daha kötüler arasında bir mücadele var. Örneğin Sarp da geçmişinde bir seri katil.
Bunlar Habis'in karşısında mecburen iyi tarafı seçiyor.
* Patrick Sarp Gray de ilginç bir insan. Babası Çanakkaleli bir Türk, annesi İngiliz, adam seri katil olmuş. Sonra bu çılgın ekibe katılmış.
Janus'a başkaldırırken aralarında şöyle bir konuşma geçiyor... Janus, kuracağı düzendeki zalimlikleri, kötülükleri anlatırken Sarp, "Ben kötülüğü sıradan olmamak için
seçmiştim. Senin düzenin, beni de sıradan yapacak," diyor. Ve o düzene karşı çıkan adam oluyor. Bu arada şeytan da kendi çıkarını düşünerek Tanrı'ya dönüş yapıyor. Sonuçta ikisi de kitabın ismi gibi "Asi"!
OU- Böyle çok karmaşık ilişkiler var... Bu yüzden de çok sıkı bir dokusu var kitabın.
* Sarp'ın atalarının Göktürkler olduğu anlaşılıyor. Diğer taraftan Kudüs kuruluyor, şimdi sana "İsrail'den mi, ülkücülerden mi para aldın?" diye sormazlar mı?
OU- Hazreti İbrahim üç büyük dinin ilk peygambri olarak kabul edilir. Zaten kitapta Yahudi ismi bile geçmiyor.
* Kitap en heyecanlı yerinde bitiyor ve devamı ikinci cilde klıyor. Derzulya serisi 12 kitap hlinde düşünülmüş. Herhalde Habis bir şekilde yok edilecek, sonra ne olacak?
OU- Habis yok edildikten sonra, dünya bir tür ziyafet sofrasını andıracak ve masadaki kırıntılar için insanlar ve melekler arasında savaş başlayacak.
* Bütün ciltlerin kurgusunu bitirdin mi?
OU- Tabii... Ayrca 33 ciltlik İmparatorluk adlı bir seri de yazacağım. Şu arada da Metal Fırtına II'yi yazıyorum. Yılda üç kitap yazmayı planlıyorum bundan sonra.
* Metal Fırtına'nın ikinci bölümünde ne olacak? Yine Amerika-Türkiye savaşı mı?
OU- Hayır Gökhan'ın bir macerası. İsrail'e gidiyor bu kez.
* Türkiye-İsrail savaşı mı çıkıyor yoksa?
OU- Savaş demeyelim de, mücadele...
* Ardından Metal Fırtına III geliyor mu?
OU- Evet. Onu da Burak arkadaşım yazıyor. Ama ondan önce Burak'ın 3. Dünya Savaşı'nı konu alan bir romanı bitecek sanırım.
* Konuların ve entrikaların sonu yok anlaşılan, biz en iyisi yine "Asi"ye dönelim. Kudüs'ü kuran Mikael, kendi dinini yaymak için ülkenin dört bir yanına misyonerlerini gönderiyor.
OU- Ne söyleyeceğini anladım ama ben birilerine mesaj vermek için yazmadım hiçbir şeyi. Bu romanın öyle bir kaygısı yok.
* Bu arada ben de Monteza dilini çözmeye başladım... Mesela "İma kone", "Seni seviyorum" demek. Fula'nın kolyesinde öyle yazıyor. Başka kelimeleri var mı bu dilin?
OU- Yeni bir dil kurarız. Bir dünya yaratıyoruz bir dil mi icat edemeyeceğiz.
* Yeni ülkeler, insanlar, inanışlar yaratıyorsun. İstediğini öldürüyorsun, hepsine de hükmedebiliyorsun.
OU- Bazılarını edemiyorum. Örneğin Poriganis aklına estiği gibi davranıyor.
* Bırak sana da isyan eden biri olsun... Kuraf kentinde Peçe adlı taverna var ki, tıpkı eski korsan filimlerindeki gibi. Kapıdan Tarkan ya da Malkoçoğlu
giriverecek sanıyor insan. Tahta masalar, dansözler filan... Kuraf pazarı da öyle.
OU- Büyü de var. Büyülü eşyalar, yaratıklar, köleler, savaşçılar, tüccarlar...
* Kısacası sen de Habis gibi bir dünya yaratıyorsun.
OU- Bir bakıma öyle. John henüz pısırık bir muhasebeciyken Sarp'taki farklılığı görüyor. Sarp'ı etkileyen onun bu farklılığı görmesi oluyor; "En büyük ego bile fark edilmek ister." En büyük ego nedir bu evrende?
* Tanrı'dan mı söz ediyorsun?
OU- Benlik anlamında söylüyorum. En büyük o. Belki o da yaptıklarının fark edilmesini istiyordur. Ben burdaki kahramanları ya da yaratıkları bazen çok kötü durumlara düşürüyorum. Onlara iyilik de yapıyorum kötülük de. Onlar beni bilseler, "Şu herife bak beni ne durumlara düşürdü," diyecekler.
* Bu kitap "Metal Fırtına gibi değil. Fantastik kurgu popüler bir tür değil. Sence nasıl tepki alır?
OU- Benim "çok satsın" diye bir derdim yok. Türk fantastik kurgu okurları ne yazık ki yabancı isimlere daha fazla prim veriyor, Türk yazarlarına ön yargılı davranıyor. Ben de öbür kitaplarımdan kazanırım. Ama "Asi"nin dünya çapında kült bir eser olacağını biliyorum.
* Nereden biliyorsun?
OU- Asimov'dan Stephen King'e, Clive Barker'a kadar birçok yazarın eserlerini neredeyse ezbere bilirim. Bu kitap onlar kadar iyi.
* "Asi" dünya çapında bir kitap diyorsun kısaca.
OU- 16 yıldır bunları kuruyor, düşünüyorum. Benim düşüncem bu, okurlar da aynı kanıya varır umarım. İyi bir kitabı tek bir cümle sattırabilir. Metal Fırtına'da da hangi cümlenin sattıracağını biliyordum.
* Hangi cümle o?
OU- Türkiye-Amerika Savaşı
* Burada hangi cümle sattıracak?
OU- Orkun Uçar...
* İma Kone Orkun Uçar.
OU- Metal Fırtına Türkiye'de politik kurgu türünü başlattı, kitapevlerinde bir raf yaptı. Şimdi onlarca kitabın ısmarlandığını duyuyoruz. Eğer "Asi" de fantastik kurguya bir çıkış sağlarsa peşinden Türk yazarlarına yol açılacaktır.
| | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |