DİLERİZ OLMAZ
Kitap politik öngörüler içeren bir kurgu olunca da bize de "Öngörüler gerçekleşir mi" diye sormak düşüyor, bir de "Bu kitabın mesajı ne ve kime?". Yazarlar da "Dileriz gerçekleşmez," diyorlar ve ekliyorlar:
"Bu bir uyarı kitabı. Mesajı ey Türk halkı uyanın! Yoksa Irak'ın başına gelen sizin de başınıza gelir."
Uçar ve Turna, bin yıllık tarihten tüm figürleri kullanarak yarattıkları "politik" kurguyu, askeri, stratejik, politik malzemelerle süslemişler. Kitapta Alman gizli servisinden bir ajan
Türkiye'ye yardım kararı alıyor, onun sayesinde ABD'nin gizli emelleri ortaya çıkıyor. Bu gizli emellere dair rapor ise
MİT'teki ekipler arası kavgaya kurban gidiyor. Kitabın mesajı bir sayfada, "Bir Türk dünyaya bedeldir"ken, diğer sayfada
"Küresel kapitalizm öldürür"e dönüşüyor. Bir bölümde, Türk ordusunun zaaflarını okuyorsunuz, diğer sayfada şanlı direnişleri. Tam her şey bitti derken "Gri Takım" üyesi
Gökhan Birdağ, ABD üssünden "derin bağlantılar" sayesinde çalınan nükleer bombayı ABD'ye kadar götürmyi, hatta Washington'un bir kısmını haritadan silmeyi başarıyor.
Olup bitenin bir nedeni bor ise diğer nedeni de tarihsel kin!
Bor tartışmalarının üstünün örtüldüğünü söyleyen Burak Turna'ya bir bor uzmanı olan Hasan Çetin'in "Metal Fırtına gerçeklerin üstünün örtülmesine neden oluyor," sözlerini anımsatıyoruz.
"Boraks Ltd. Şti. değil miydi o? Başka bir şey yani2 diye yanıtlıyorlar...
Kitabın içinde pek çok şifre var. Bunlardan biri yukarıda sözünü ettiğimiz, romanın kahramanı Gökhan Birdağ'ın
üyesi olduğu "Gri Takım". Şifrenin izini sürünce Orkun Uçar'ın internetteki köşesinin adının da "Gri Bakış" olduğunu
keşfediyoruz. Soruyoruz; "Neden gri?" Yanıtı son derece basit; "Benim internet sayfamın zemini siyah, beyaz da çok parlak duruyordu. ben de yazıları gri yaptım, köşenin adını da gri koydum. Romana da buradan girdi." Peki romandaki Bolu kampı, aslında Özel Harekat'ın
Korkut Eken'in ilk eğitimleri verdiği Menteş Kampı mı? "Menteş Kampı mı? O da ne?" diye yanıtlıyorlar. Yani komplonun şifrelerini çözme tutkumuz kursağımızda kalıyor.
Kitapta halk direnişi referansını Stalingrad'dan alıyor. Romanın sonlarına doğru ise Malazgirt Ovası'ndan bir manzara var. Bir anda ortaya çıkan "Gizli Ergenekon Askerleri" de romana dahil.
bu kadar farklı referans kafa karışıklığı yaratmaz mı? Burak Turna: "İşte bu yüzden kitabın çözülmesi zor, kurgusu ve söylemi bu yüzden güçlü. Bizi eleştirenler biraz söylem analizi okumuş olsalardı, bu lafları etmezlerdi," diyor.
Orkun Uçar ise yanıtı Kuran'a yaslıyor: "Kuran'ın yedi kat okuması vardır ve Azrail'i can alan bir melek olabilirsiniz. Oysa melekler prensiplerdir ve bu yüzden cinsiyetleri yoktur. Bu kitabın birkaç kat okuması var."
Kitapta bir de kritik anlarda ortaya çıkan hayalet süvariler var. Kimi kötülükleri engelliyor,
kimi kötülerin elini kolunu bağlıyorlar, "şefaatle"... Aynı süvariler, Anıtkabir'i de
koruma altına alıyorlar. Yine de bir füze hedefine varıyor. Genelkurmay başkanı Hikmet Pars,
korumalarıyla birlikte Atatürk'ün naaşını kurtarmaya geliyor. Ama o de ne?
Atatürk'ün naaşı kaybolmuş! nereye mi gitmiş? Bunu, Metal Fırtına'nın devam kitabında öğreneceğiz.
CASUSLUK DEVRİ BİTTİ!
Kitapta askeri taktiklere ve silahlara ilişkin pek çok ayrıntı var. Bir televizyon programında emekli bir asker, "Bu kadar ayrıntıyı bilemezsiniz," diyor. Yanıtları: "İnternetten baktık komunatım."
Burak Turna, "İnsanlar, bilgi çağının gizli saklı bilgi kalmaması olduğunu anlamıyorlar. Benim yaptığımı eskiden casuslar yapıyordu. Türkiye'nin askeri
ateşesine şu bilgiyi bul dediklerinde ikimizin ulaştığı bilgi de aynı olur. Çünkü yöntemlerimiz aynı," diyor.
Kitaptaki sivillerin adları gerçek de askerlerinki neden kurgu? İki yazar farklı açılardan yanıtlıyor. Burak Turna bunu, "Askerlerin kendi içlerin bir hiyerarşi olmasına karşı sivillerin oyla seçilmesine, dolayısıyla
sivillerin adının kullanılabileceğine," bağlıyor. Orkun Uçar ise konuyu yazarın gözünden görmek gerektiğini anımsatarak
"Yaşar Büyükanıt demeye kalksaydık, nasıl konuştuğuna ilişkin bir gözlemimiz olmadığı için yazamazdık," diyor. Kitaptaki
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün ABD'de gözaltına alındığında, odasına giren bir diplomatın burnunu kırdığını anımsatıp
Gül'e dair böyle bir gözlemleri olup olmadığını soruyoruz, "Sakin görünüyor ama sinirlenirse her şeyi yapabilir," yanıtını alıyoruz.
Bu arada Metal Fırtına III'ün ABD'deki Abdullah Gül ile ilgili olduğunu da öğreniyoruz.
Son günlerde Kavgam kitabıyla birlikte anılmalarının nedenini sorduğumuzda Orkun Uçar, "Kavgam'ın satışı 40 bine gelmedi, bize ise 400 bine ilerliyoruz. Bu yanlış bir bakış açısı. Metal Fırtına'nın yarattığı girdaba katılan küçük şeyler bunlar," diyor.
Metal Fırtanı'nın yarattığı girdaba neden başka bir şeyin değil de Kavgam'ın katıldığı sorusunun yanıtı ise havada kalıyor.
| | | |